Beraat Kararı Sonrası Müdafiye Ödenen Ücret Cmk Md. 141 Kapsamında İstenebilir Mi?
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 1957/4 Esas, 1957/16 Karar Sayılı, 29.05.1957 Tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına göre; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacak ve davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilebilmesi mümkün değildir.
Yargıtay da bu karara dayanarak “tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği” yönünde kararlar vermektedir. (Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2021/9883 Esas, 2023/1067 Karar Sayılı, 04.04.2023 Tarihli Karar)
ANCAK 32049 Sayılı, 20.12.2022 Tarihli Resmî Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/16367 Başvuru Numaralı, 05.10.2022 Tarihli Süleyman Altıntaş Kararı,
“39. Somut olayda 25/5/2017 tarihinde gözaltına alınan başvurucu 5/6/2017 tarihinde tutuklanmış, 28/12/2017 tarihinde ise tahliye edilmiştir. Başsavcılığın 11/6/2017 tarihli iddianamesinin 19/6/2017 tarihinde kabulüyle başlayan yargılamanın sonucunda Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesince 24/1/2018 tarihinde başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Başvurucu, bu süreçte kendisini avukatla temsil ettirmiştir. Başvurucu haksız gözaltı ve tutuklanma nedeniyle açtığı tazminat davasında ayrıca ceza soruşturması sürecinde avukata ödediğini öne sürdüğü 15.000 TL’nin de tazminini talep etmiştir.
40. Başvurucu bu iddiasını ispatlamaya yönelik olarak ceza soruşturmasında kendisini temsil eden Av. M.V.A.ya 15.000 TL gönderdiğini gösteren banka dekontlarını ibraz etmiştir. Söz konusu dekontlarda paranın vekâlet ücreti için gönderildiğini gösteren açıklamalar bulunmaktadır. Ancak Mahkeme; başvurucunun avukata ödediğini ileri sürdüğü ücrete ilişkin olarak serbest meslek makbuzu ibraz etmediği, banka dekontlarında dosya numarasının yazmadığı ve sonuncu dekontun da ceza yargılamasında verilen karar tarihinden sonrasına ait olduğu gerekçeleriyle zararın ispatlanamadığı sonucuna ulaşmıştır.
41. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin mahkeme kararında atıfta bulunulan kararında (bkz. § 13) ceza mahkemesince hükmedilmesi gereken vekâlet ücretini aşan avukatlık ücretinin serbest meslek makbuzu ya da muadili belge ile ispatlanabileceği belirtilmiştir. Nitekim mahkeme kararında başvurucunun serbest meslek makbuzu ibraz etmediğine vurgu yapılsa da avukata ödenen ücretin ispatı aracını serbest meslek makbuzuyla sınırlandırılmamıştır. Mahkemenin banka dekontlarını da delil olarak değerlendirdiği ancak ispata yeterli görmediği anlaşılmıştır.
42. Başvurucunun sunduğu banka dekontlarının Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasına dönüşen ceza soruşturması sebebiyle avukata 15.000 TL ücret ödediğini ispatlamaya yeterli olup olmadığını değerlendirmek derece mahkemelerinin takdirindedir. Ancak derece mahkemelerinin değerlendirmelerinin bariz takdir hatası veya keyfilik içerip içermediğinin incelenmesi Anayasa Mahkemesinin görevindedir. Mahkemenin dekontlarda dosya numarasının bulunmadığına vurgu yaptığı görülmektedir. Mahkemenin dosya numarası içermeyen banka dekontu içeriğindeki ödemenin Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/494 sayılı dosyasında görülen yargılamaya ilişkin olduğunun ispatlanamadığını değerlendirmesi keyfi ve temelsiz değildir. Ne var ki istinaf dilekçesinde başvurucu, başka bir davasının bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun başka bir davasının bulunmadığı iddiasının ihtilaf konusu dekontlarla Av. M.V.A.ya vekâlet ücreti olarak gönderilen paranın Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/494 sayılı dosyasına ilişkin olduğunun ispatı bakımından esaslı bir nitelik taşıdığı açıktır.
43. Öte yandan başvurucunun istinaf aşamasında ileri sürdüğü, ücretin ödendiği avukatın serbest meslek makbuzu düzenlemeyi reddettiği iddiası da temelsiz değildir. Serbest meslek makbuzu, avukat tarafından düzenlenerek başvurucuya verilmesi gereken bir belgedir. Avukatın serbest meslek makbuzu düzenlememesi hâlinde başvurucunun bu belgeyi bir ispat aracı olarak mahkemeye sunması mümkün değildir. Bu da sözü edilen ispat aracının temini yönünden başvurucunun avukata bağımlı olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla zararın varlığıyla ilgili olgular değerlendirilirken bu gerçeğin de göz önünde bulundurulması gerekir.
44. Sonuç olarak başvurucunun başka davasının olmadığı iddiasının derece mahkemelerince araştırılmaması ve serbest meslek makbuzunun ibrazının avukatın onu düzenlemesine bağlı olduğu hususunun dikkate alınmamasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği kanaatine varılmıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.” şeklinde olup vekalet ücreti ödemesine ilişkin dekont ibraz edilmesi halinde vekalet ücreti de maddi tazminat kapsamında istenebilecektir.